Son zamanlarda önüme çok çıkan bir konu bu “dijitalleşme”. Bir mühendis olarak bana bu tanım çok tuhaf geliyor. O nedenle artık bir yazı yazmam şart oldu. Nedir bu dijitalleşme dedikleri şey diye baktığımda şunu görüyorum; özetle kağıtla, telefonla yapılan iş süreçlerinin elektronik ortama taşınarak bilgisayar yazılımlarıyla yönetilmesi. Kimi yazılarda eposta kullanımı dahi dijitalleşmeye örnek olarak gösterilmiş. Konuya böyle bakılınca bir hayli yadırgıyorum. Yıl olmuş 2018 ve biz Türkiye’de “dijitalleşme”den bahsediyoruz. Transistör 1947 yılında icat edildi ve çok uzun süredir kişisel bilgisayarlar evlerimizde ve herkes internete neredeyse 24 saat bağ(ım)lı yaşıyor. Hal böyleyken bugün neden iş dünyamız “dijitalleşme”yi konuşuyor? Benim yorumum şu; sorunu ya da ihtiyacı yanlış okuyor ve bu nedenle yanlış isimlendiriyoruz.

Ülkemizde eposta kullanmayan firma zaten uzun yıllardır yok. Her ciddi firmanın web sitesi de var. Yani interneti iletişim kanalı olarak kullanıyorlar. Günlük operasyonel iş süreçlerine baktığımızda, mutlaka bir muhasebe/finans yazılımını herkes kullanıyor. Yazılım kullanmayan firma yok. Pek çok firma Microsoft Office programlarını ve özellikle Excel’i çok yoğun bir şekilde kullanıyor. Pek çok ihtiyaç için Excel adeta bir kurtarıcı. Üstelik maliyeti de çok düşük ve hatta yok gibi bir şey. Yani aslında firmalarımız zaten ve çoktandır “dijital”. Öyleyse nedir bu “dijitalleşme” dedikleri şey?

Günümüzde firmalarda ki operasyonel ihtiyaçlar hızla değişiyor. Üretimi, satışı, pazarlamayı, finansı, aklınıza gelebilecek her işi yönetmek için yazılımlara bağımlıyız. İşte zurnanın zırt dediği yer de bence burası. Kimi firmalarımız Excel gibi programlarla işlerini bir ölçüde yürütebiliyor olsalar da işin ölçeği büyüdükçe daha farklı ve gelişmiş (ve de o alanda özelleşmiş) yazılımlara ihtiyaç duyuyorlar. Örneğin üretim yapan bir firmanın ERP yazılımları kullanması aslında lüks değil zorunlu bir ihtiyaç. Ancak hemen her yerde tek başına bir ERP yazılımı da işleri yönetmeye yetmiyor. İş süreçlerinize özel başka yazılımlar da kullanmak zorunda kalıyorsunuz ve dahası, bu yazılımların önemli bir kısmı birbirleriyle haberleşmek, veri transferi yapmak durumunda.

Ülkemizde hatırı sayılır bir bilgi teknolojileri/yazılım sektörümüz olmasına rağmen firmalarımızın iş süreçlerinde yazılım ve otomasyon teknolojileri kullanımı istenilen seviyede değil. “Dijitalleşme”den kasıt da işte bence bu. Gelişmiş ülkelerden örneklere bakarak rahatlıkla onlardan daha az yazılım ve otomasyon kullandığımızı görebiliyoruz. Üstelik, yazılım konusunda onca yerli firmaya rağmen çoğu alanda yurt dışı kaynaklı yazılımlara bağımlıyız ya da firmalarımız daha çok yabancı yazılımları tercih ediyorlar (daha pahalıya mal olmalarına rağmen).

Özetle, firmalarımız daha iyi bir yönetim, verimlilik artışı ve büyüme için doğru kararlar almalı ve bunun için de öncelikle analiz yapabilmek için ortada canlı bir veri seti olmalı. Bu veri setlerini sağlayacak olan ise elbette iş yazılımları. Yani işletmenizde iş süreçlerinde ve otomasyonda olabildiğince yazılım kullanmanız gerekli. Bu yazılımlar hem iş süreçlerinizi bir standarda sokacak, hem de her an analizde kullanabileceğiniz anlamlı veriler üreteceklerdir. Bu veriler ile yapılan analizler, tepe yönetimin sahadaki operasyonu daha net bir şekilde görebilmesini, riskleri analiz edebilmesini ve doğru kararlar almasını sağlayacaktır. Bütün olay budur ve yazılım/otomasyon üreticilerinin sağladığı en büyük “katma değer” kontrol altına alınmış bilgi akışıdır.

Firmalarımız operasyonel bilgi akışını kontrol edebilmek için yazılım teknolojileri ve ürünleri seçiminde çok dikkatli olmalılar. Önerim, elbette mümkün olduğunca yerli alternatifleri değerlendirmeye almaları olacaktır. Bu hem daha ekonomik bir çözüm hem de daha iyi bir teknik destek sağlayabilir. Yüksek döviz kurlarının yazılım ve otomasyon projelerinde bu yıl ve önümüzdeki yıl öteleme yapabileceğini öngörüyorum. Ancak bu yerli yazılım sektörümüz için bir fırsat da sunuyor. Dövizde yaşadığımız yükseliş ve paramızın değer kaybetmesi birazda yerli ürün ve çözümleri avantajlı hale getirdi.

Tahminim, firmalarımız önümüzdeki iki yıl başta ERP çözümleri olmak üzere yazılım yatırımlarını öteleyecekler. Elbette üretimlerinin çoğunu ihraç edenleri ayrı tutuyorum. Firmalarımızın en azından ekonomik düzelme başladığında ellerinde bir aksiyon planı olması için bugünleri değerlendirmeleri çok faydalı olacaktır. Bunun için bir yazılım/teknoloji danışmanlığı da veren firmalarımızla çalışmalarını kesinlikle öneriyorum. Monovi olarak biz de bu konuda size yardımcı olabiliriz. Belki de ihtiyaç duyulan sistemlerin maliyeti beklediğiniz gibi yüksek olmayabilir ve alternatifler sunulabilir. Bunu yapan firmalar, fırtına dindiğinde herkesten önce limana varmış, mallarını satmış ve geri dönüyor olacaklar.

Çağlar Türkal

Business Development and Projects Director