Değer Teknolojileri

By on 2018-12-11 in Uncategorized

Bilgisayarların gelişimiyle beraber bilgi işleme, bilginin iletimi ve saklanması ile ilgili teknolojiler inanılmaz bir hızla gelişti ve de yaygınlaştı. Temelde bilgisayar ile ilgili teknolojilere kısaca Bilgi Teknolojileri, İngilizce kısaltmasıyla “IT” (Information Technology) diyoruz. Ancak yalnızca teknoloji değil, aynı zamanda iş beklentileri de büyük bir hızla değişti. Öyle ki, geleneksel “IT” hizmetleri sorgulanır oldu. Alt yapı hizmetleri buluta taşındı, yardım masası gibi temel IT hizmetlerinde dış kaynak kullanımına geçildi, yazılım ise çoğunlukla dışarıdan alınan bir hizmet oldu.

Ancak günümüzde artık bu “IT” hizmetleri, tepe yönetimlerce sorgulanmaya başlandı. Alınan hizmet kalitesinin beklentileri karşılayamaması, üstüne IT hizmetlerinin çok pahalıya mal oluşu, rekabette istenilen çevikliğin yakalanamaması gibi nedenler IT operasyonlarını yeniden ele almamızı gerektiriyor.

Bilgisayarlar, ağ iletişimi, paket yazılımlar, temel bilgi güvenliği gereksinimlerinin karşılanması gibi temel IT hizmetlerinden vazgeçmek elbette mümkün değil. Ancak bir de işletmenin pazarda rekabet edebilirliği, daha çok satış ve kaliteli üretim yapması için ihtiyaç duyacağı teknolojik destek için bu geleneksel IT hizmetleri olmazsa olmaz fakat artık yeterli değil.

Peki yeni, IT bakışımız ne olmalı? Ben şu şekilde olması gerektiğini düşünüyorum; standardlaştırılmış katalog IT hizmetlerine “IT Factory” ya da kısaca “Katalog Teknolojiler” diyebiliriz. İnovasyona ve yeni değer üretimine odaklanan IT’ye ise “Değer Teknolojileri” olarak gruplayabiliriz. Bu dönüşümü şematik olarak gösterecek olursak;

Özetle, hazır IT ürün ve çözümlerini sunan birime “Katalog Teknolojiler (CT)” ve işletmeye değer katacak projeler üreten, iş birimleri ile entegre bir şekilde çalışan IT birimine “Değer Teknolojileri (VT)” diyoruz.

“Katalog Teknolojiler” biriminin sunacağı hizmetler kolaylıkla dış kaynak kullanımı ile maliyet-etkin bir şekilde tedarik edilebilir. Çünkü bu katalog hizmetler standartlaşmıştır ve yaptığınız iş ne olursa olsun piyasadan sağlanabilir.

İşletmeye esas değer katacak IT çözümlerini sunacak olan ise “Değer Teknolojileri” birimidir. Esasen bu birim, işletme içerisinde faaliyet gösteren bir “kurumsal girişimci ekip” gibi çalışmalıdır.  İşletmenin belirlediği hedefe ulaşmak için ihtiyaç duyulan teknoloji tabanlı çözümlerin tasarlanması, üretilmesi ve uygulaması konusunda diğer tüm iş birimleriyle ortak hareket etmelidir. Yalnızca bu yönüyle bile geleneksel IT birimlerinden büyük farklılık gösterir ve fark yaratır.

“Değer Teknolojileri” birimi kendisini IT birimi içerisinde izole etmez, tam tersine, kendisi başlı başına bir “iş birimi”dir. Tıpkı üretim, finans, pazarlama gibi. Birincil amacı, işletmenin vizyonu ve hedeflerine ulaşmak için gerekli inovasyonu ve etkin çözümleri sunmaktır. Biz buna “değer yaratmak” diyoruz. Özetle “Değer Teknolojileri” birimi, işletmenin “değer zincirine” odaklanır. Katma değer üretecek ürün ve hizmetleri teknolojiyi en etkin şekilde kullanarak üretir.

Bu dönüşüm, kolay olmamakla birlikte bir zorunluluk. Son zamanlarda sağda solda “Kurumsal Girişimcilik (Corporate Entrepreneurship)” kavramını sık duyar olduk. Bu kavramın içini doldurmak için işletmeler IT birimlerini VT’ye (Value Technology) dönüştürmeleri şart. Yoksa çok geç olabilir.

Çağlar Türkal

Business Development and Projects Director

 

Dijitalleşmeden Neyi Kastediyoruz?

By on 2018-12-04 in Uncategorized

 

Son zamanlarda önüme çok çıkan bir konu bu “dijitalleşme”. Bir mühendis olarak bana bu tanım çok tuhaf geliyor. O nedenle artık bir yazı yazmam şart oldu. Nedir bu dijitalleşme dedikleri şey diye baktığımda şunu görüyorum; özetle kağıtla, telefonla yapılan iş süreçlerinin elektronik ortama taşınarak bilgisayar yazılımlarıyla yönetilmesi. Kimi yazılarda eposta kullanımı dahi dijitalleşmeye örnek olarak gösterilmiş. Konuya böyle bakılınca bir hayli yadırgıyorum. Yıl olmuş 2018 ve biz Türkiye’de “dijitalleşme”den bahsediyoruz. Transistör 1947 yılında icat edildi ve çok uzun süredir kişisel bilgisayarlar evlerimizde ve herkes internete neredeyse 24 saat bağ(ım)lı yaşıyor. Hal böyleyken bugün neden iş dünyamız “dijitalleşme”yi konuşuyor? Benim yorumum şu; sorunu ya da ihtiyacı yanlış okuyor ve bu nedenle yanlış isimlendiriyoruz.

Ülkemizde eposta kullanmayan firma zaten uzun yıllardır yok. Her ciddi firmanın web sitesi de var. Yani interneti iletişim kanalı olarak kullanıyorlar. Günlük operasyonel iş süreçlerine baktığımızda, mutlaka bir muhasebe/finans yazılımını herkes kullanıyor. Yazılım kullanmayan firma yok. Pek çok firma Microsoft Office programlarını ve özellikle Excel’i çok yoğun bir şekilde kullanıyor. Pek çok ihtiyaç için Excel adeta bir kurtarıcı. Üstelik maliyeti de çok düşük ve hatta yok gibi bir şey. Yani aslında firmalarımız zaten ve çoktandır “dijital”. Öyleyse nedir bu “dijitalleşme” dedikleri şey?

Günümüzde firmalarda ki operasyonel ihtiyaçlar hızla değişiyor. Üretimi, satışı, pazarlamayı, finansı, aklınıza gelebilecek her işi yönetmek için yazılımlara bağımlıyız. İşte zurnanın zırt dediği yer de bence burası. Kimi firmalarımız Excel gibi programlarla işlerini bir ölçüde yürütebiliyor olsalar da işin ölçeği büyüdükçe daha farklı ve gelişmiş (ve de o alanda özelleşmiş) yazılımlara ihtiyaç duyuyorlar. Örneğin üretim yapan bir firmanın ERP yazılımları kullanması aslında lüks değil zorunlu bir ihtiyaç. Ancak hemen her yerde tek başına bir ERP yazılımı da işleri yönetmeye yetmiyor. İş süreçlerinize özel başka yazılımlar da kullanmak zorunda kalıyorsunuz ve dahası, bu yazılımların önemli bir kısmı birbirleriyle haberleşmek, veri transferi yapmak durumunda.

Ülkemizde hatırı sayılır bir bilgi teknolojileri/yazılım sektörümüz olmasına rağmen firmalarımızın iş süreçlerinde yazılım ve otomasyon teknolojileri kullanımı istenilen seviyede değil. “Dijitalleşme”den kasıt da işte bence bu. Gelişmiş ülkelerden örneklere bakarak rahatlıkla onlardan daha az yazılım ve otomasyon kullandığımızı görebiliyoruz. Üstelik, yazılım konusunda onca yerli firmaya rağmen çoğu alanda yurt dışı kaynaklı yazılımlara bağımlıyız ya da firmalarımız daha çok yabancı yazılımları tercih ediyorlar (daha pahalıya mal olmalarına rağmen).

Özetle, firmalarımız daha iyi bir yönetim, verimlilik artışı ve büyüme için doğru kararlar almalı ve bunun için de öncelikle analiz yapabilmek için ortada canlı bir veri seti olmalı. Bu veri setlerini sağlayacak olan ise elbette iş yazılımları. Yani işletmenizde iş süreçlerinde ve otomasyonda olabildiğince yazılım kullanmanız gerekli. Bu yazılımlar hem iş süreçlerinizi bir standarda sokacak, hem de her an analizde kullanabileceğiniz anlamlı veriler üreteceklerdir. Bu veriler ile yapılan analizler, tepe yönetimin sahadaki operasyonu daha net bir şekilde görebilmesini, riskleri analiz edebilmesini ve doğru kararlar almasını sağlayacaktır. Bütün olay budur ve yazılım/otomasyon üreticilerinin sağladığı en büyük “katma değer” kontrol altına alınmış bilgi akışıdır.

Firmalarımız operasyonel bilgi akışını kontrol edebilmek için yazılım teknolojileri ve ürünleri seçiminde çok dikkatli olmalılar. Önerim, elbette mümkün olduğunca yerli alternatifleri değerlendirmeye almaları olacaktır. Bu hem daha ekonomik bir çözüm hem de daha iyi bir teknik destek sağlayabilir. Yüksek döviz kurlarının yazılım ve otomasyon projelerinde bu yıl ve önümüzdeki yıl öteleme yapabileceğini öngörüyorum. Ancak bu yerli yazılım sektörümüz için bir fırsat da sunuyor. Dövizde yaşadığımız yükseliş ve paramızın değer kaybetmesi birazda yerli ürün ve çözümleri avantajlı hale getirdi.

Tahminim, firmalarımız önümüzdeki iki yıl başta ERP çözümleri olmak üzere yazılım yatırımlarını öteleyecekler. Elbette üretimlerinin çoğunu ihraç edenleri ayrı tutuyorum. Firmalarımızın en azından ekonomik düzelme başladığında ellerinde bir aksiyon planı olması için bugünleri değerlendirmeleri çok faydalı olacaktır. Bunun için bir yazılım/teknoloji danışmanlığı da veren firmalarımızla çalışmalarını kesinlikle öneriyorum. Monovi olarak biz de bu konuda size yardımcı olabiliriz. Belki de ihtiyaç duyulan sistemlerin maliyeti beklediğiniz gibi yüksek olmayabilir ve alternatifler sunulabilir. Bunu yapan firmalar, fırtına dindiğinde herkesten önce limana varmış, mallarını satmış ve geri dönüyor olacaklar.

Çağlar Türkal

Business Development and Projects Director

FIT Fuarındayız

By on 2018-02-20 in News

Monovi olarak 22-25 Şubat 2018 tarihlerinde Fuarİzmir’de gerçekleşecek F.I.T’18 Geleceğin Endüstriyel Teknolojileri fuarına katılıyoruz.  D-240 numaralı standımıza bekleriz.

 

MONOVİ IT AKADEMİ Agile/SCRUM EĞİTİMİ

By on 2017-03-17 in Training

Monovi IT Akademi olarak bu yılın ilk planlı eğitimini 16 Mart 2017 tarihinde Alsancak’ta gerçekleştirdik. Dopdolu bir 3 saatin ardından sohbetimizle biraz daha uzattık. Monovi IT Akademi olarak amacımız, teknik ve kişisel gelişim eğitimlerini İstanbul’a gitmeye gerek kalmadan aynı kalitedeki eğitimleri İzmir’de gerçekleştirmek ve mümkün olduğunca fazla IT uzmanı ve IT yöneticileri ile güncel teknik ve yönetimsel bilgiyi paylaşmak.

 

Proje Yönetimi ve Çeviklik Semineri

By on 2016-11-27 in Uncategorized

Proje yönetimi ve çevik ürün geliştirme ile ilgiliyseniz bu seminer size göre.

Özellikle Bilişim sektörüne yönelik seminerimizde güncel proje yönetimi pratiklerini ve methodlarını konuşacağız. Başta SCRUM olmak üzere Agile/Çevik yöntemlerini, PRINCE2 ile proje yönetimini ele alacağız. Yazılım proje yönetimine giriş için gerekli temel bilgileri edinmiş olacaksınız. Ayrıca tecrübelerimizi de paylaşıyor olacağız.

Kimler katılmalı?

  • Yazılım geliştirme ekibi takım liderleri,
  • Yazılım geliştiri
  • Proje yöneticileri
  • İş analistleri
  • Şirket yöneticileri

Yer: Teknoparkİzmir İnovasyon Merkezi, seminer salonu, İYTE Kampüsü, Urla/İzmir

Konuşmacı: Çağlar Türkal

Zaman:  5 Aralık 2016 Saat 14:00 – 17:00

Yes: Teknoparkİzmir İnovasyon Merkezi, Seminer Salonu,  İYTE Kampüsü, URLA/İZMİR

Organizasyon:

Monovi IT Akademi

Teknoparkİzmir